Küresel şirketlerin yarısı siber güvenliği güçlendirmek için SOC kuruyor: Odakta insan uzmanlığı var
Günümüzde şirketlerin bir Güvenlik Operasyon Merkezi (Security Operations Center – SOC) kurmalarının başlıca nedenleri arasında siber güvenlik duruşunu güçlendirmek, tehditleri daha hızlı tespit edip müdahale edebilmek ve rekabet avantajı sağlamak yer alıyor. Otomatik siber güvenlik çözümlerine olan talep hızla artarken, araştırma sonuçları işletmelerin kritik karar süreçlerinde hâlâ nitelikli güvenlik uzmanlarına güvendiğini ortaya koyuyor. İnsan uzmanlığı, etkin bir güvenlik yönetiminin vazgeçilmez unsuru olmaya devam ediyor.
Güvenlik Operasyon Merkezi (SOC), bir şirketin BT altyapısını sürekli izlemek ve korumakla görevli, özel bir kurumsal birimdir. Merkezin temel misyonu; siber tehditleri proaktif bir şekilde tespit etmek, analiz etmek ve müdahale etmektir. Kaspersky; SOC planlama ve uygulama süreçlerindeki temel itici güçleri, stratejik öncelikleri ve olası zorlukları belirlemek amacıyla 500 veya daha fazla çalışanı olan şirketlerdeki kıdemli BT güvenliği uzmanları, yöneticiler ve direktörlerin katıldığı kapsamlı bir küresel araştırma gerçekleştirdi. Araştırmaya katılanların tamamı şu anda bir SOC’ye sahip olmayan ancak yakın gelecekte kurmayı planlayan kurumlardan oluşuyor. APAC, META, LATAM, Avrupa ve Rusya’nın yanı sıra aralarında Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır’ın da bulunduğu 16 ülkeyi kapsayan çalışma, dünya genelinde gelişen SOC trendlerine ve en iyi uygulamalara dair değerli veriler sunuyor.
Araştırma bulgularına göre, Türkiye’deki şirketlerin %49’u siber güvenlik duruşunu güçlendirmek için SOC kurmayı hedeflerken, %48’i giderek karmaşıklaşan ve tehlikeli hale gelen tehditlerle başa çıkma ihtiyacıyla hareket ediyor. Diğer motivasyon kaynakları arasında %42 ile bütçe optimizasyonu, %28 ile daha hızlı tespit ve müdahale gerekliliği ve %40 ile yazılım, uç nokta ve kullanıcı cihazlarındaki artış yer alıyor. Bu faktörler, daha kapsamlı ve katmanlı güvenlik önlemlerine duyulan ihtiyacı artırıyor. Ayrıca, şirketlerin %44’ü gizli bilgilerin daha iyi korunmasını hedeflerken, %34’ü yasal düzenlemelere uyum sağlamayı amaçlıyor ve %29’u SOC yetkinliklerinin kendilerine rekabet avantajı sağlamasını bekliyor. Büyük ölçekli işletmelerin bu nedenleri daha sık dile getirmesi, maruz kaldıkları geniş operasyonel ve düzenleyici baskıları yansıtıyor.
Sürekli izleme, SOC’lar için temel gereklilik olarak öne çıkıyor
Türkiye’deki şirketlerin SOC’lara devretmeyi planladığı başlıca fonksiyonlar arasında %57 oranıyla 7/24 güvenlik izleme ilk sırada yer alıyor. Kesintisiz izleme, anomalilerin erken aşamada tespit edilmesini, tehditlerin büyümeden engellenmesini ve siber dayanıklılığın gerçek zamanlı olarak sürdürülmesini sağlıyor. Bu tablo, kurumların her an ortaya çıkabilecek kalıcı tehditlere karşı daha proaktif bir risk yönetimi yaklaşımı benimsediğini gösteriyor.
SOC operasyonlarını tamamen dış kaynaklardan sağlamayı planlayan şirketler, “lessons learned” (çıkarılan dersler) metodolojilerine daha fazla ilgi gösterirken; kurum içi SOC kurmayı tercih eden organizasyonlar ise daha sıkı kontrol sağlamak amacıyla erişim yönetimine öncelik veriyor.
SOC teknolojisi seçimlerinde insan uzmanlığı belirleyici rol oynuyor
SOC’lar ileri düzey teknolojilerden yararlansa da, şirketlerin tercihleri insan analistlerin kritik rolünü açıkça ortaya koyuyor. Türkiye’de kurulması planlanan SOC’larda en sık tercih edilen çözümler arasında Güvenlik Bilgisi ve Olay Yönetimi (SIEM) sistemleri (%50), Uç Nokta Tespit ve Müdahale (EDR) çözümleri (%45) ve Tehdit İstihbaratı Platformları (%31) bulunuyor. Bu gelişmiş çözümler, veri toplamayı otomatikleştirerek operasyonel yükü azaltıyor; ancak etkin sonuçlar için güvenlik uzmanlarının sağladığı bağlam, karmaşık bulguların yorumlanması ve doğru müdahale kararlarının alınması büyük önem taşıyor.
Bunlara ek olarak şirketler, Genişletilmiş Tespit ve Müdahale (XDR) (%36), Ağ Tabanlı Tespit ve Müdahale (NDR) (%24) ve Yönetilen Tespit ve Müdahale (MDR) (%21) çözümlerini de tercih ediyor. Büyük ölçekli kuruluşlar SOC başına ortalama 5,5 farklı teknoloji kullanırken, daha küçük şirketlerde bu sayı 3,8 seviyesinde kalıyor.
Kaspersky SOC Consulting Başkanı Roman Nazarov, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor “Başarılı bir SOC inşa etmek için şirketlerin yalnızca doğru teknoloji bileşimine değil; aynı zamanda süreçlerin titizlikle planlanmasına, net hedefler belirlenmesine ve kaynakların etkin şekilde dağıtılmasına odaklanması gerekiyor. İyi tanımlanmış iş akışları ve sürekli iyileştirme yaklaşımı, insan analistlerin kritik görevlere odaklanmasını sağlayarak SOC’u siber güvenlik stratejisinin proaktif ve çevik bir bileşeni haline getirir.”
Kaspersky, SOC’unuzu başarıyla kurmak ve etkin şekilde sürdürmek için şu önerilerde bulunuyor:
- Siber güvenlik ekiplerinize, kuruluşunuz için kritik öneme sahip tehditler konusunda derinlemesine görünürlük kazandırın. Kaspersky Threat Intelligence, olay yönetimi döngüsünün tamamında zengin ve bağlamsal içgörüler sunarak siber risklerin zamanında tespit edilmesini sağlar.
- İlk kurulum aşamasında ya da mevcut güvenlik operasyonlarınızı geliştirirken Kaspersky SOC Consulting hizmetlerinden yararlanın.
- Gelişmiş yapay zekâ yetkinlikleriyle desteklenen Kaspersky SIEM ile güvenlik performansınızı artırın. Bu çözüm, tüm BT altyapınız genelinde log verilerini toplar, analiz eder ve saklar; bağlamsal zenginleştirme ve aksiyon alınabilir tehdit istihbaratı sunar.
- Kaspersky Next ürün ailesi gibi çözümlerle, her ölçekten ve sektörden kuruluş için gerçek zamanlı koruma, tehdit görünürlüğü, olay inceleme ve EDR/XDR yetkinliklerine sahip müdahale imkanları elde edin.
SOC kurma ve geliştirme süreçlerine yönelik Kaspersky çözümleri ve hizmetleri hakkında daha fazla bilgi almak için bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Henüz yorum yapılmamış.